Литмир - Электронная Библиотека
A
A

1917 baharında Rusya’da Bolşevik İhtilali ilerlerken Kafkaslarda Ermenilerin planları çökmüştü. Pastırmacıyan Petersburg’a giderek geçici Rus hükümetiyle Kafkasların durumunu görüştü. Aynı yılın Haziranı’nda Tiflis’teki Ermeni Milli Konseyi’nin ve Ermeni Katogikosu’nun özel temsilcisi olarak Ermenilerin çektiklerini ve beklentilerini Amerikan halkına ve hükümetine anlatarak onların sempatisini kazanmak için Amerika’ya geçti. Bu kitap Pastırmacıyan’ın Amerika’daki halkla ilişkiler faaliyetleri çerçevesinde yazılmıştır.[95]

Kitabın başlangıcında, Birinci Dünya Savaşı ufukta belirdiğinde hem Rusların hem Türklerin Ermenilere işbirliği teklif ettikleri belirtilir. Ruslar, Ermenilerin destek vermeleri ve savaşın kazanılması halinde, Ermenilere altı Osmanlı vilayetinde otonomi vaad etmişlerdir. Osmanlı heyeti ise Gürcülerin, Azerbaycan Türklerinin ve Kuzey Kafkasyalıların zaten kendileriyle birlikte hareket edeceklerini,[96] Rusya ve Osmanlı Ermenilerinin de kendileriyle birlikte hareket etmesi ve savaşı kazanmaları halinde, üç Osmanlı vilayetiyle Rusya’daki Ermeni vilayetlerinde Ermenilere otonomi verileceğini söylemiştir. Ermeniler Türk teklifini reddederek Rus teklifini kabul etmişlerdir. Rusya’da seferberlik başlayınca 160.000 Ermeni ihtiyat askeri çağrıya olumlu cevap vermiş, 20.000 civarında gönüllü de Türklere karşı savaşmaya hazır olduklarını bildirmişlerdir.[97]

Rus hükümeti, Ermenilere fazla güvenmediği için, Türklerle savaşa girişmeden, Kafkaslardaki çoğu askeri Ermeni olan İkinci ve Üçüncü ordu birliklerini Alman sınırına sevk ederek yerlerine Rus askerleri koymuştur. Ayrıca tüfeklerin hazır olmadığını ileri sürerek Türklere karşı savaşmaya hazır olduklarını bildiren 20.000 Ermeni gönüllüsünden sadece 7.000 tanesine silah vermiştir. Halbuki birkaç ay sonra İran’daki ve Van’daki Kürtlere 24.000 tüfek dağıtmışlardır. Rus ordusundaki Ermeni generaller ve subaylar da Alman sınırına nakledilmiştir. Kafkasya cephesinde Ermeni general olarak sadece General Nazarbekof bırakılmıştır. O da İran sınırına gönderilmiştir. Bu şartlarda savaş başlamıştır. Rus hükümetinin bu tavrına rağmen Ermeniler Rusların başarısı için ellerinden ne gelirse yapmışlardır. Üç akim kalan Türk saldırısında Ermeni gönüllü taburları çok kritik bir rol oynamışlardır.[98]

Türk saldırılarının ilki 1914 Aralığı’nda vuku bulan Sarıkamış harekatıdır. Enver Paşa Rus ordusunun güney kanadını dağıtarak Tiflis’i almak istedi. Emrinde Dokuzuncu, Onuncu ve Onbirinci kolordular olmak üzere üç kolordu vardı. Dokuzuncu Kolordu Oltu üzerinden Ardahan’a doğru ilerliyordu. Oradan Ahılkelek yoluyla Tiflis’e gidecekti. Onuncu Kolordu Sarıkamış’ı alarak oradaki 60.000 kişilik Rus ordusunun geri çekilişine mani olduğunda Onbirinci Kolordu Rus ordusunun merkezine saldıracaktı. Dokuzuncu Kolordu bir zorlukla karşılaşmadan üç gün içerisinde Ardahan’a ulaştı ve buradaki Müslümanlar tarafından karşılandı. Onuncu Kolordu Oltu’dan Sarıkamış’a ilerlerken Barduz Geçidi’nde Dördüncü Ermeni Gönüllü Taburu tarafından durduruldu. Onuncu Kolordu bu şekilde 24 saatlik bir duraksama yaşadı. Bu süre zarfında Rus ordusu savunulamayacak bir durumda olan Sarıkamış’a yeterince kuvvet yığmaya muvaffak oldu. Türkler başarılarından çok emin oldukları için yanlarına ne ulaşım vasıtaları almışlardı, ne de eşya ve gereç. Sarıkamış karşısında üç gün süren savaş sonucunda, Türkler, Rus ordusundan ziyade soğuk sebebiyle 30.000 kayıp verdiler. Türkler planladıkları gibi 24 saat önce Sarıkamış’a ulaşabilselerdi, karşılarında sadece topçusu olmayan bir tabur Rus ihtiyat askeri bulacaklardı. Keri idaresindeki Ermeni kuvvetleri 600 kayıp pahasına Türk ordusunu 24 saat durdurarak Rus ordusuna toparlanma imkanı sağladılar.[99]

Sarıkamış yenilgisinden sonra Türkler Nisan 1915’te İran üzerinden Culfa’ya gitmek suretiyle Rus ordusunun sol kanadını imha etmeyi planladılar. Buraya ulaştıktan sonra Bakü’ye yöneleceklerdi. Buradaki Azerbaycan Türklerinin hemen kendilerine katılacaklarını ve Rusların tren hatlarını keseceklerini biliyorlardı. Böylece Rus ordusunun tamamını Kuzey Kafkasya’ya doğru çekilmeye mecbur bırakacaklardı. Türkler o zaman İran’da Rusların Ermeni General Nazarbekof yönetiminde sadece bir tugaylarının ve bir Ermeni gönüllü taburunun olduğunu biliyorlardı. Söz konusu kuvvetler Salmast ile Urumiye arasında dağınık bir durumdaydılar. Halil Beyin idaresindeki Türk kuvvetleri ise çok donanımlı bir tümen asker ve yaklaşık 10.000 Kürt’ten oluşuyordu. Üstün kuvvetleriyle Halil Bey Urumiye’yi birkaç saat içerisinde eline geçirdi. 1000 civarında Rus’u esir aldı. Ve Salmast’a yürüdü. Burada Türklerle Ermeniler arasında çok şiddetli bir savaş gerçekleşti. Antranik’in yönetimindeki Birinci Ermeni Gönüllü Taburu Halil Beyin hücumuna üç gün direndi. Bu süre zarfında Ruslar Kafkasya’dan taze kuvvetler getirerek Halil Beyi geri çekilmeye mecbur bıraktılar. Bu üç gün zarfında 3600 Ermeni hayatını kaybetti.[100]

Ermeniler Nisan 1915’te Van’da bir ayaklanma başlattılar. Türk kuvvetlerine ve Kürtlere karşı bir ay süreyle savaştılar. Mayıs başlarına kadar savaşları sürdü. General Nikolayef komutasındaki diğer üç Ermeni gönüllü taburu Erivan’dan Van’a 250 kilometreyi aşarak on günde geldi. Eğer Ermeniler Van’da söz konusu Türk kuvvetlerini ve Kürtleri tutmayarak Halil Beyin kuvvetlerine katılmasına izin verselerdi, Türkler Rusları İran’da yener ve Bakü’ye birkaç hafta içerisinde ulaşırlardı. Çünkü Aras ile Bakü arasındaki Rusların kuvveti yoktu. Ve Azerbaycan Türkleri silahlı ve hazır bir şekilde topluca isyana hazır bir şekilde Türklerin gelmelerini bekliyorlardı. Paris nasıl Almanlar için bir hedefse Bakü de Türkler için böyle bir hedefti. Burası hem bir zenginlik kaynağıydı. Hem de Enver Paşa ve diğer İttihatçıları etkileyen Turancılık düşüncesi 1908’den sonra İstanbul’a Bakü’deki Azerbaycan Türkleri tarafından getirilmişti.[101]

Bu dönemde Türklerin Ruslara üçüncü hücumu 1915 Temmuzu’nda gerçekleşti. Yine Halil Bey komutasındaki 11 tümenden oluşan Türk kuvvetleri Kafkas ordusuna saldırdılar. Birkaç gün içerisinde Malazgirt ovasını, Tutak’ı ve Eleşkirt ovasının büyük bir bölümünü ellerine geçirdiler. Bir haftada Rus ordusunun merkezi 100 kilometre geri çekildi, Van bölgesini korumasız bıraktı. Eğer o günlerde Türklerin kuvvetleri bir veya iki tümen daha fazla olsaydı, Rusların sol kolundaki dördüncü ordunun tamamını esir alabilirlerdi. Bu duruma düçar olmamak için Rus ordusunun sol kolu küçük bir kuvveti ana orduya yardıma göndererek hızla Rus sınırına doğru çekildi. Rus ordusu, Haziran sonunda, sol kanattan yardım alarak, Ermeni General Nazarbekof komutasında, Türkleri eski pozisyonlarına gönderebildi. Bu şartlarda Van bölgesindeki 150.000 civarında Ermeni her şeylerini bırakarak Erivan’a doğru kaçmak zorunda kaldılar. Haziran ayındaki Türk-Rus çatışmalarında doğrudan yer almayan Ermeni gönüllü taburları, Van bölgesinde Rus ordusuna ve Ermeni göçmenlerine yanlardan koruma sağladılar.[102]

Pastırmacıyan’ın kaleminden Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı yıllarında Ruslara hizmetleri, bir başka söyleyişle Türklere ihanetleri, bunlardan ibaret değildir, devam etmektedir. Ancak bizim için bu kadarı kafidir. Toparlamak gerekirse, İstanbul’da Osmanlı Bankası’nı basarak saatlerce personeli rehin alan bir Taşnak lideri, daha sonra hiçbir pişmanlık göstermediği halde, Osmanlı Parlamentosu’na milletvekili olarak girebilmiştir. Aynı Taşnak lideri milletvekili, Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na karışmadan Kafkaslara geçerek Türklere karşı savaşacak gönüllü taburların kurulmasını organize etmiştir. Dahası bizzat bunlardan birinin yöneticisi olarak Doğu Anadolu’ya gelmiş, Türk ordusuyla, Türklerle ve Kürtlerle savaşmıştır. Kitabında Ruslar için Türklere ve Müslümanlara karşı ne kadar can ü gönülden savaştıklarını, ne büyük hizmetler verdiklerini anlatmakta, onlardan hizmetlerinin karşılığını istemektedir. Kitap bu haliyle bir itirafname, ihanetnamedir. İhanet edenin iflah olmayacağı bir büyük hakikattir. Bu hakikati geç de olsa anlayıp anlamamak, buradan gerekli dersleri çıkarıp çıkarmamak, Ermenilerin kendi bilecekleri bir iştir.***

58
{"b":"614716","o":1}